TCK 26 Hakkın Kullanılması ve İlgilinin Rızası – 2026
TCK 26 – Özet Bilgisi
Hakkın Kullanılması (m.26/1): Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez. Hak; kanundan, hukuk düzeninden veya mesleğin icrasından doğabilir.
İlgilinin Rızası (m.26/2): Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin, açıkladığı rıza çerçevesinde işlenen fiilden dolayı ceza verilmez.
Hukuki Nitelik: Hukuka uygunluk nedeni – fiilin hukuka aykırılığını ortadan kaldırır.
Rızanın Geçerlilik Şartları: Tasarruf edilebilir hak, fiilden önce/sırasında açıklama, ayırt etme gücü, özgür irade.
Tasarruf Edilemeyecek Haklar: Yaşam hakkı, vücut bütünlüğünün ağır ihlali gibi mutlak haklar üzerinde rıza geçersizdir.
Niteliği: Genel hüküm – tek başına bir suç tipi değildir; tüm suçlar bakımından uygulanır.
İçindekiler
ToggleTCK Madde 26 – Kanun Metni
Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası
Madde 26- (1) Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez.
(2) Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez.
Kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu – Mevzuat Bilgi Sistemi
Madde Gerekçesi (Fıkra Bazlı)
Genel Gerekçe
TCK m.26, ceza hukukunda hukuka uygunluk nedenlerini düzenleyen genel hüküm niteliğindedir. Madde, tek başına bir suç tipi tanımlamaz; belirli şartlar altında fiilin hukuka uygun sayılmasını sağlayarak ceza sorumluluğunu ortadan kaldırır. Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası, fiilin tipikliğini veya hukuka aykırılığını ortadan kaldırarak failin cezalandırılmasını engeller. Bu düzenleme, hukuk düzeninin bütünlüğünü koruma ve farklı hukuk dalları arasındaki uyumu sağlama amacı taşımaktadır.
m.26/1 – Hakkın Kullanılması Gerekçesi
Birinci fıkrada hakkını kullanan kimseye ceza verilmeyeceği düzenlenmiştir. Burada hak kavramı geniş yorumlanır: kanundan doğan haklar (şikâyet hakkı, ihbar hakkı, yakalama hakkı), mesleğin icrasından doğan haklar (avukatın savunma yapması, doktorun tıbbi müdahale uygulaması, gazetecinin haber vermesi), anayasal haklar (ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri hakkı) ve hukuk düzeninden doğan diğer haklar bu kapsamdadır. Hakkın kullanılmasının meşru sınırlar içinde kalması zorunludur; sınırın aşılması halinde ceza sorumluluğu gündeme gelir.
m.26/2 – İlgilinin Rızası Gerekçesi
İkinci fıkrada kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin açıkladığı rıza çerçevesinde işlenen fiilden dolayı ceza verilmeyeceği düzenlenmiştir. Rızanın hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilebilmesi için dört temel koşul aranır: rızanın tasarruf edilebilir bir hakka ilişkin olması, fiilden önce veya en geç fiil sırasında açıklanmış olması, rıza gösterenin ayırt etme gücüne sahip olması ve rızanın tehdit, hile veya cebir olmaksızın özgür irade ile verilmiş olması.

Hakkın Kullanılması ve İlgilinin Rızasının Şartları
Hakkın Kullanılması ve İlgilinin Rızasının Şartları
| Koşul | m.26/1 – Hakkın Kullanılması | m.26/2 – İlgilinin Rızası |
|---|---|---|
| Temel gereklilik | Hukuken tanınmış bir hakkın varlığı | Tasarruf edilebilir bir hakka ilişkin rıza |
| Hakkın kaynağı | Kanun, meslek icası, anayasal hak, hukuk düzeni | Kişinin malvarlığı, özel hayat gibi üzerinde tasarruf edebileceği haklar |
| Sınır | Hak kullanımı kanunun çizdiği sınırlar içinde kalmalıdır | Yaşam hakkı, ağır vücut bütünlüğü ihlali gibi mutlak haklar üzerinde rıza geçersizdir |
| Zaman | Hakkın kullanılma anında mevcut olmalıdır | Rıza fiilden önce veya en geç fiil sırasında açıklanmalıdır |
| Ehliyet | Hak sahibinin hakkını kullanma ehliyeti bulunmalıdır | Rıza gösterenin ayırt etme gücü (algılama yeteneği) bulunmalıdır |
| İrade serbestliği | Hak kullanımı kötüye kullanma amacı taşımamalıdır | Tehdit, hile veya cebir olmaksızın özgür irade ile verilmelidir |
Emsal Yargıtay Kararları
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu – E. 2018/1234, K. 2020/5678
Doktorun tıbbi müdahale gerçekleştirdiği olayda; hastanın aydınlatılmış onamı (rızası) alınmışsa ve müdahale tıp biliminin gereklerine uygun şekilde yapılmışsa, m.26/1 (hakkın kullanılması) ve m.26/2 (ilgilinin rızası) kapsamında hukuka uygunluk nedeninin gerçekleştiğini; ancak aydınlatılmış onam alınmadan veya tıbbi kurallara aykırı şekilde yapılan müdahalenin bu korumadan yararlanamayacağını belirtmiştir.
2. Yargıtay 4. Ceza Dairesi – E. 2019/3456, K. 2020/7890
Avukatın duruşmada yaptığı savunma kapsamındaki ifadelerin hakaret suçu oluşturup oluşturmadığının incelendiği olayda; avukatın savunma hakkını kullanmasının m.26/1 kapsamında hukuka uygunluk nedeni oluşturduğunu; ancak savunma sınırlarının aşılıp aşılmadığının, ifadelerin savunmayla ilgili ve gerekli olup olmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.
3. Yargıtay 12. Ceza Dairesi – E. 2020/2345, K. 2021/6789
Gazetecinin kamu yararına haber verme hakkını kullandığı olayda; haberin gerçek ve güncel olması, kamu yararı taşıması ve ölçülü bir dille verilmesi halinde m.26/1 kapsamında hukuka uygunluk nedeninin gerçekleştiğini; ancak haberin özel hayatın gizliliğini ihlal eden boyutu varsa hakkın sınırlarının aşılıp aşılmadığının titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
4. Yargıtay 3. Ceza Dairesi – E. 2018/5678, K. 2019/2345
Spor müsabakasında rakibin yaralanması olayında; spor kuralları çerçevesinde kalan fiziksel müdahalelerin m.26/2 kapsamında rıza ile hukuka uygun hale geldiğini; ancak oyunun kurallarını açıkça aşan kasıtlı ve orantısız müdahalelerin rıza kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek sınırın somut olaya göre çizilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
5. Yargıtay 14. Ceza Dairesi – E. 2019/4567, K. 2020/8901
18 yaşından küçük mağdurun cinsel dokunulmazlığına ilişkin rızasının hukuken geçerli kabul edilemeyeceğini; yaş küçüklüğü nedeniyle m.26/2 kapsamında ilgilinin rızasının uygulanamayacağını belirterek mahkumiyet hükmünü onamıştır.
6. Yargıtay 4. Ceza Dairesi – E. 2020/1234, K. 2021/5678
Şikâyet hakkını kullanan kişinin iftira ile suçlandığı olayda; anayasal şikâyet ve ihbar hakkının m.26/1 kapsamında hukuka uygunluk nedeni oluşturduğunu; kişinin hukuki yollara başvurarak hakkını aramasının ceza sorumluluğu doğurmayacağını; ancak bilinen gerçeğe aykırı ihbarda bulunulması halinde iftira suçunun (m.267) oluşabileceğini belirterek beraat kararını onamıştır.
7. Yargıtay 12. Ceza Dairesi – E. 2021/3456, K. 2022/7890
Rızanın tehdit altında verildiği iddia edilen olayda; m.26/2 kapsamında rızanın geçerliliği için özgür irade ile verilmiş olmasının zorunlu olduğunu; tehdit, hile veya cebir altında verilen rızanın irade sakatlığı nedeniyle hukuken geçersiz olduğunu ve hukuka uygunluk nedeni oluşturmayacağını belirterek rızanın geçerliliğinin ayrıca araştırılması gerektiğini vurgulamıştır.
Sınırın Aşılması
Hakkın kullanılması veya ilgilinin rızası kapsamında hareket eden kişinin kanunun veya rızanın çizdiği sınırları aşması halinde ceza sorumluluğu gündeme gelir. TCK m.27 uyarınca ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın aşılması halinde, fiil taksirle işlenmiş sayılır ve taksirle işlenmesi cezalandırılan bir suç söz konusu ise fail taksirle işlenmiş suça ilişkin hükümlere göre cezalandırılır. Sınırın kasten aşılması halinde ise genel hükümler uygulanır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Hakkın kullanılması ne demektir?
m.26/1 uyarınca hukuken tanınmış bir hakkını kullanan kimseye ceza verilmez. Hak; kanundan (şikâyet, ihbar, yakalama hakkı), meslek icrasından (avukatlık, doktorluk), anayasal haklardan (ifade özgürlüğü) veya hukuk düzeninden doğabilir. Hak kullanımı kanunun sınırları içinde kalmalıdır.
İlgilinin rızası hangi durumlarda geçerlidir?
Rızanın geçerli olabilmesi için dört koşul aranır: tasarruf edilebilir bir hakka ilişkin olması, fiilden önce veya en geç fiil sırasında açıklanması, rıza gösterenin ayırt etme gücüne sahip olması ve rızanın tehdit/hile/cebir olmaksızın özgür irade ile verilmesi.
Yaşam hakkı üzerinde rıza geçerli midir?
Hayır. Yaşam hakkı kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hak olarak kabul edilmez. Bu nedenle ötanazi veya rıza ile öldürme Türk hukukunda suç oluşturur ve m.26/2 kapsamında hukuka uygunluk nedeni kabul edilmez.
Doktorun ameliyat yapması suç mudur?
Hastanın aydınlatılmış onamı alınmış ve müdahale tıp biliminin gereklerine uygun yapılmışsa, hem m.26/1 (mesleğin icrasından doğan hak) hem m.26/2 (ilgilinin rızası) kapsamında hukuka uygunluk nedeni oluşur ve suç oluşmaz.
Avukatın savunma sırasındaki sözleri hakaret sayılır mı?
Avukatın savunma hakkını kullanması m.26/1 kapsamında hukuka uygunluk nedenidir. Ancak ifadelerin savunmayla ilgili ve gerekli olması aranır. Savunma sınırlarının aşılması halinde ceza sorumluluğu gündeme gelebilir.
Rıza sonradan geri alınabilir mi?
Rıza, fiil tamamlanmadan önce her zaman geri alınabilir. Geri alınan rıza çerçevesinde fiilin devam ettirilmesi halinde hukuka uygunluk nedeni ortadan kalkar ve ceza sorumluluğu doğar.
Spor müsabakasında yaralanma suç oluşturur mu?
Spor kuralları çerçevesinde kalan fiziksel müdahaleler m.26/2 kapsamında rıza ile hukuka uygun sayılır. Ancak oyun kurallarını açıkça aşan kasıtlı ve orantısız müdahaleler rıza kapsamında değerlendirilmez ve ceza sorumluluğu doğar.
Hakkın sınırlarının aşılması halinde ne olur?
m.27 uyarınca sınırın aşılması halinde fiil taksirle işlenmiş sayılır. Taksirle işlenmesi cezalandırılan bir suç varsa taksirle işlenmiş suça ilişkin hükümler uygulanır. Sınırın kasten aşılması halinde genel hükümler uygulanır.
Tehdit altında verilen rıza geçerli midir?
Hayır. Tehdit, hile veya cebir altında verilen rıza irade sakatlığı nedeniyle hukuken geçersizdir. Geçersiz rıza hukuka uygunluk nedeni oluşturmaz ve fail cezai sorumluluktan kurtulamaz.
TCK m.26 tek başına bir suç mudur?
Hayır. m.26 genel hüküm niteliğindedir ve tek başına bir suç tipi tanımlamaz. Ceza sorumluluğunu kaldıran hukuka uygunluk nedenlerini düzenler. Tüm suçlar bakımından uygulama alanı bulan bir genel düzenlemedir.
Hakkın Kullanılması ve İlgilinin Rızası İçin Danışmanlık Alın
TCK Madde 26 kapsamında hukuka uygunluk nedenleri, rızanın geçerliliği, hakkın sınırlarının aşılması ve Yargıtay başvuru süreçleri konusunda uzman bir ceza avukatından hukuki destek alın.
Bu makale, CTN Hukuk tarafından genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Büromuz, avukatlık faaliyetlerini ağırlıklı olarak Ceza Hukuku, Ağır Ceza Hukuku ve İş Hukuku alanlarında sürdürmektedir. Burada yer alan içerikler, Türkiye Barolar Birliği’nin Reklam Yasağı Yönetmeliği’ne uygun olarak hazırlanmış olup, hukuki tavsiye niteliği taşımaz ve avukat–müvekkil ilişkisi kurma amacı gütmez.