Ceza Hukuku
TCK Madde 33: Sağır ve Dilsizlerin Ceza Sorumluluğu

Ana Sayfa » Ceza Hukuku » TCK Madde 33 – Sağır ve Dilsizlik

Sağır ve Dilsizlerin Ceza Sorumluluğu – TCK Madde 33

TCK Madde 33 – Sağır ve Dilsizlik Özeti

Kanun Maddesi: 5237 sayılı TCK, Madde 33

Konu: Sağır ve dilsiz kişilerin ceza sorumluluğunun yaş gruplarına göre belirlenmesi

15 yaşından küçük sağır ve dilsizler: Ceza sorumluluğu yoktur (ceza verilmez, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir)

15–18 yaş arası sağır ve dilsizler: Sınırlı ceza sorumluluğu (ağırlaştırılmış müebbet → 12–15 yıl; müebbet → 9–11 yıl; süreli cezalarda yarısı indirilir, üst sınır 7 yıl)

18–21 yaş arası sağır ve dilsizler: İndirimli ceza sorumluluğu (ağırlaştırılmış müebbet → 18–24 yıl; müebbet → 12–15 yıl; süreli cezalarda üçte biri indirilir, üst sınır 12 yıl)

21 yaş ve üzeri sağır ve dilsizler: Tam ceza sorumluluğu (algılama/irade yeteneği sorunu varsa TCK m.32 uygulanır)

Zorunlu İşlemler: Sosyal inceleme raporu, adli tıp/psikiyatri raporu, CMK gereği zorunlu müdafi atanması

 

TCK Madde 33 – Kanun Metni

Sağır ve dilsizlik

Madde 33- (1) Bu Kanunun, fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan çocuklara ilişkin hükümleri, onbeş yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında; oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlara ilişkin hükümleri, onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olanlara ilişkin hükümleri, onsekiz yaşını doldurmuş olup da yirmibir yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında da uygulanır.

Kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu – Mevzuat Bilgi Sistemi

Avukat Tarafından Hazırlanmıştır – Bu makale, CTN Hukuk bürosunda görev yapan ve ceza hukuku alanında aktif olarak faaliyet gösteren avukatlar tarafından, 5237 sayılı TCK’nın 33. maddesi, Yargıtay içtihatları ve ceza hukuku doktrini çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, gerçek dava deneyimlerine ve güncel hukuk uygulamalarına dayanmaktadır.
Genel Olarak Sağır ve Dilsizlik

Genel Olarak Sağır ve Dilsizlik

Genel Olarak Sağır ve Dilsizlik

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 33. maddesi, sağır ve dilsiz kişilerin ceza sorumluluğunu özel olarak düzenlemektedir. Bu hüküm, failin algılama ve irade yeteneğinin yaşıyla birlikte değerlendirilmesini esas alarak, klasik yaş küçüklüğü hükümlerine benzer fakat kendine özgü bir sistem öngörmektedir.

Kanun koyucu, sağır ve dilsiz bireylerin özellikle iletişim, algılama ve toplumsal normları kavrama bakımından farklı bir gelişim seyri izleyebileceğini kabul etmiş; bu nedenle ceza sorumluluğunun belirlenmesinde yaş sınırlarını farklılaştırmıştır. İşitme yeteneğine doğuştan sahip olmayan veya küçük yaşta bu yeteneği tamamen yitiren insanın algılama yeteneği yeterince gelişmez. Bu nedenle sağır ve dilsizlerin ceza sorumluluğu, yaş küçüklerinin sorumluluk rejimine paralel ancak daha ileri yaş gruplarından başlayan bir sistemle düzenlenmiştir.

Sağır ve Dilsizlerin Ceza Sorumluluğunun Kapsamı

TCK madde 33, sağır ve dilsizlerin ceza sorumluluğunu yaş gruplarına göre dört ayrı kategoride ele almaktadır. Her yaş grubunun ceza sorumluluğu, normal bireylere kıyasla üç yıl kaydırılarak belirlenmiştir.

Yaş Grubu Karşılaştırma Tablosu (TCK m.33 Atfı)

Normal Bireyler (TCK m.31) Sağır ve Dilsizler (TCK m.33) Ceza Sorumluluğu
12 yaşından küçük 15 yaşından küçük Ceza sorumluluğu yoktur
12–15 yaş arası 15–18 yaş arası Sınırlı sorumluluk (algılama/irade yeteneği araştırılır)
15–18 yaş arası 18–21 yaş arası İndirimli ceza sorumluluğu
18 yaş ve üzeri 21 yaş ve üzeri Tam ceza sorumluluğu
15 Yaşını Doldurmamış Sağır ve Dilsizler İçin Sorumluluklar

15 Yaşını Doldurmamış Sağır ve Dilsizler İçin Sorumluluklar

15 Yaşını Doldurmamış Sağır ve Dilsizler İçin Sorumluluklar

Bu gruptaki kişiler hakkında ceza sorumluluğu yoktur. İşlenen fiil suç teşkil etse dahi fail hakkında ceza verilmez. Ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir. Bu yönüyle TCK m.33, TCK m.31/1’de düzenlenen yaş küçüklüğü hükümleriyle paralellik arz etmektedir. Bu yaş grubundaki sağır ve dilsizler hakkında ceza soruşturması yapılamaz; yalnızca çocuklara özgü koruyucu ve destekleyici tedbirler uygulanabilir.

15–18 Yaş Arası Sağır ve Dilsizler İçin Sorumluluklar

Bu yaş grubunda yer alan sağır ve dilsizler bakımından ceza sorumluluğu sınırlı olarak kabul edilmiştir. Failin algılama ve irade yeteneğinin gelişmiş olduğu varsayılır; ancak yine de indirime gidilmesi zorunludur. Mahkeme, soyut değerlendirme yapamaz; gerekirse uzman raporu ile desteklenen somut tespitler yapılmalıdır.

Bu yaş grubundaki sağır ve dilsizler bakımından çocuk hakimi veya mahkemesi ile cumhuriyet savcılığı tarafından hem kusur yeteneği açısından adli rapor hem de sosyal inceleme raporu alınmalıdır. Failin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığını ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığını takdir yetkisi münhasıran mahkemeye aittir.

15–18 Yaş Grubu Ceza İndirimi Tablosu

Suçun Cezası Uygulanacak Ceza Üst Sınır
Ağırlaştırılmış müebbet hapis 12 yıldan 15 yıla kadar hapis 15 yıl
Müebbet hapis 9 yıldan 11 yıla kadar hapis 11 yıl
Süreli hapis cezaları Cezanın yarısı indirilir 7 yıl

18–21 Yaş Arası Sağır ve Dilsizler İçin Sorumluluklar

18 yaşını doldurmuş olup da 21 yaşını doldurmayan sağır ve dilsizler hakkında kusur yeteneği açısından adli rapor alınmasına gerek yoktur; ancak sosyal inceleme raporu alınmalıdır. Bu yaş grubundaki sağır ve dilsizler hakkında TCK m.31/3 hükümleri kıyasen uygulanır.

18–21 Yaş Grubu Ceza İndirimi Tablosu

Suçun Cezası Uygulanacak Ceza Üst Sınır
Ağırlaştırılmış müebbet hapis 18 yıldan 24 yıla kadar hapis 24 yıl
Müebbet hapis 12 yıldan 15 yıla kadar hapis 15 yıl
Süreli hapis cezaları Cezanın üçte biri indirilir 12 yıl

21 Yaş ve Üzeri Sağır ve Dilsizler İçin Sorumluluklar

18 yaşını dolduran sağır ve dilsizler hakkında kural olarak tam ceza sorumluluğu kabul edilir. Ancak burada önemli bir istisna bulunmaktadır: Eğer failin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin ya da davranışlarını yönlendirme kabiliyetinin tam olarak gelişmediği tespit edilirse, TCK m.32 hükümleri devreye girer ve cezada indirim veya cezasızlık gündeme gelir.

Madde gerekçesine göre, fiili işlediği sırada yirmibir yaşını doldurmuş olan sağır ve dilsizler açısından yaşın ceza sorumluluğu üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı kabul edilmiştir. Ancak bu kişilerin işledikleri fiil açısından algılama veya irade yeteneğinin olup olmadığı yönünde ortaya çıkabilecek sorunla ilgili olarak, akıl hastalarına ilişkin sorumluluk rejiminin göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

TCK m.33 ile TCK m.32 Arasındaki İlişki

TCK m.33 ile TCK m.32 Arasındaki İlişki

TCK m.33 ile TCK m.32 Arasındaki İlişki

Uygulamada sıklıkla yapılan hatalardan biri, sağır ve dilsiz kişiler bakımından otomatik olarak TCK m.32 (akıl hastalığı) hükümlerinin uygulanmasıdır. Oysa bu iki madde arasında önemli farklar bulunmaktadır:

Özellik TCK m.33 (Sağır ve Dilsizlik) TCK m.32 (Akıl Hastalığı)
Niteliği Özel norm (sağır ve dilsizliğe özgü) Genel düzenleme
Uygulama önceliği Öncelikli olarak uygulanır TCK m.33’ün yetersiz kaldığı hallerde uygulanır
Yaş kriteri Yaş gruplarına göre kademeli sistem Yaş kriteri yok
Değerlendirme Önce yaş değerlendirmesi yapılır Algılama ve irade yeteneği ayrıca bozulmuşsa devreye girer
Uygulama alanı Sağır ve dilsiz olan herkes Algılama veya irade yeteneği ayrıca bozulmuş kişiler

Bu nedenle mahkeme, öncelikle TCK m.33 kapsamında yaş değerlendirmesi yapmalı; ancak bunun yetersiz kaldığı durumlarda TCK m.32’ye başvurmalıdır. Bu iki maddenin birlikte uygulanması hukuka aykırı değildir; ancak öncelik sıralamasına dikkat edilmelidir.

Sosyal İnceleme Raporu Zorunluluğu

Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş ancak onsekiz yaşını doldurmamış sağır ve dilsizlerin işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından sosyal inceleme yaptırılması zorunludur.

Sosyal incelemeyi yapan bilirkişi, sağır ve dilsiz çocuğun içinde bulunduğu aile ortamı, sosyal çevre koşulları, gördüğü eğitim, fiziksel ve ruhsal gelişimi hakkında bir rapor düzenler. Hakim, bu yaş grubuna giren sağır ve dilsizin kusur yeteneğinin olup olmadığını takdir ederken görevlendirdiği bilirkişinin hazırlamış bulunduğu raporda yer verilen gözlem, tespit ve değerlendirmeleri göz önünde bulundurur (ÇKK Yön. m.20).

Hakim veya mahkeme, sosyal inceleme raporu ile birlikte sağır ve dilsiz sanığın işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin belirlenebilmesi amacıyla adli tıp uzmanı, psikiyatrist ya da zorunluluk halinde uzman hekimden görüş alır.

Güvenlik Tedbirleri ve Tekerürr Uygulanmazlığı

Fiili işlediği sırada 21 yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında TCK m.53/1’de yer alan güvenlik tedbiri hükümleri uygulanmaz (TCK m.33 atfıyla m.53/4). Buna göre 21 yaşından küçük sağır ve dilsiz kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak aşağıdaki haklardan yoksun bırakılmaz:

  • Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesi
  • Seçme ve seçilme ehliyeti
  • Velayet hakkı; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunma
  • Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olma
  • Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı icra etme

Ayrıca fiili işlediği sırada 21 yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsiz kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerür hükümleri de uygulanmaz (TCK m.58/5).

CMK Kapsamında Zorunlu Müdafi Atanması

Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca, müdafi bulunmayan şüpheli veya sanık sağır veya dilsiz ise istemi aranmaksızın kendisine bir müdafi görevlendirilir (CMK m.150/2). Bu hak, sağır ve dilsiz mağdura da tanınmıştır (CMK m.239/2). Ayrıca ifadesi tercüman eşliğinde alınmalıdır. Bu usul güvenceleri, savunma hakkının etkin kullanımı açısından kritik önem taşımaktadır.

Sağır ve Dilsizler Hakkında Ne Karar Verilir?

Sağır ve dilsizlik, yaş gruplarına göre farklılık arz etmek üzere ceza indirim nedeni olarak düzenlenmiştir. Sağır ve dilsizin 15 yaşından küçük olması veya sağır ve dilsizliğin ceza ehliyetini tam etkilemesi halinde cezasızlık hali söz konusu olacaktır.

CMK’nın 223/3-a maddesine göre ceza ehliyetini tam etkileyen sağır ve dilsizlik halinde kusurunun bulunmaması dolayısıyla “ceza verilmesine yer olmadığına” (CYOK) kararı verilir. Sınırlı kusur yeteneği bulunan sağır ve dilsizler hakkında ise indirimli ceza hükmü kurulur.

Emsal Yargıtay Kararları

Emsal Yargıtay Kararları

Emsal Yargıtay Kararları

Yargıtay 8. Ceza Dairesi – 2017/1893 E., 2018/7421 K.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, sanığın doğuştan sağır ve dilsiz olduğu dosya kapsamından anlaşılmasına rağmen yalnızca yüzeysel bir adli raporla cezalandırılmasına karar verildiğini tespit etmiştir. Sanığın fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığı bilimsel ve denetime elverişli şekilde tespit edilmemiştir. Mahkümiyet kararı bozulmuş; mevcut delil durumu itibarıyla kusur yeteneği ispatlanamadığından beraat gerektiği kabul edilmiştir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi – 2016/4212 E., 2017/3896 K.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 18 yaşından küçük sağır ve dilsiz sanık hakkında yalnızca yaş esas alınarak ceza verildiğini belirlemiştir. TCK m.33 gereği yalnızca yaş değil, algılama ve irade yeteneğinin gelişim düzeyi de değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme yapılmadan ceza tayini hukuka aykırı bulunarak sanığın kusur yeteneğinin bulunmadığı kabul edilmiş ve beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi – 2015/10984 E., 2016/13652 K.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, sağır ve dilsiz sanığın işlediği iddia olunan fiilin suç teşkil ettiğini kavrayamadığı yönünde güçlü bulgular bulunmasına rağmen mahkümiyet hükmü kurulduğunu tespit etmiştir. Sanığın sosyal uyum düzeyi, eğitim durumu ve iletişim yeteneği dikkate alındığında fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığı sabit görülerek TCK m.33 ve kusur ilkesi gereğince sanığın ceza sorumluluğu bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi – 2019/2334 E., 2020/4176 K.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, sağır ve dilsiz sanığın okuma-yazma bilmediği ve işaret dili konusunda sınırlı bilgiye sahip olduğu dosyada mevcut iken bu hususlar değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu belirlemiştir. Sanığın toplumsal normları ve hukuki yasakları kavrayıp kavrayamadığı araştırılmadan ceza verilmesinin savunma hakkını ihlal ettiğine hükmetmiş; mevcut haliyle sanığın kusur yeteneği bulunmadığı kabul edilerek beraat gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu – 2014/6-213 E., 2016/92 K.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sağır ve dilsiz sanığın kusur yeteneği konusunda raporlar arasında çelişki bulunduğunu ve ceza sorumluluğu yönünden şüphenin giderilemediğini tespit etmiştir. Kusur yeteneği şüpheli olan sanık hakkında cezalandırma yapılamayacağına hükmederek “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Önemli: Yargıtay içtihatlarında, sağır ve dilsiz sanıklar hakkında bilimsel, açık ve denetime elverişli rapor alınmadan verilen mahkümiyet kararları istikrarlı şekilde bozulmaktadır. Eksik inceleme, yalnızca bozma değil sonuç itibarıyla çoğu durumda beraat sebebi olarak değerlendirilmektedir.

Sonuç

TCK Madde 33, ceza hukukunda kusur ilkesinin somut bir yansımasıdır. Sağır ve dilsiz bireylerin ceza sorumluluğu, mekanik şekilde değil; yaş, algılama yeteneği ve bireysel gelişim dikkate alınarak belirlenmelidir. Yanlış uygulamalar telafisi güç sonuçlar doğurabileceğinden, bu madde kapsamında yapılan yargılamalarda uzman incelemesi, bireysel değerlendirme ve Yargıtay içtihatları hayati önem taşımaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Sağır ve dilsiz bir sanık her durumda cezalandırılır mı?

Hayır. TCK m.33 uyarınca sağır ve dilsiz sanıklar bakımından ceza sorumluluğu otomatik olarak kabul edilmez. Sanığın yaşı, algılama yeteneği ve irade serbestisi somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir. Bu hususlar yeterli biçimde ortaya konulmadan ceza verilmesi hukuka aykırıdır.

Kusur yeteneği tam olarak tespit edilmeden mahkümiyet kurulabilir mi?

Hayır. Yargıtay, sağır ve dilsiz sanıkların kusur yeteneği konusunda bilimsel, açık ve denetime elverişli rapor alınmadan verilen mahkümiyet kararlarını hukuka aykırı bulmakta; bu tür dosyalarda beraat gerektiğini kabul etmektedir.

Sadece yaş kriterine bakılarak sağır ve dilsiz sanık cezalandırılabilir mi?

Hayır. Yargıtay uygulamasına göre TCK m.33 yalnızca yaşa dayalı bir düzenleme değildir. Sanığın fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı ayrıca tespit edilmelidir. Bu inceleme yapılmaksızın verilen cezalar beraat gerekçesi oluşturmaktadır.

Uzman raporu alınmaması beraat sebebi midir?

Evet. Yargıtay, sağır ve dilsiz sanıklar yönünden yalnızca genel nitelikli adli raporlarla yetinilmesini yeterli görmemektedir. Özel eğitim, iletişim becerisi ve algılama kapasitesi incelenmeden verilen mahkümiyet kararları, kusur yeteneği ispatlanamadığından beraatle sonuçlanmaktadır.

Sanığın işaret dili bilmemesi veya eğitim düzeyinin düşük olması beraat nedeni olabilir mi?

Evet. Yargıtay kararlarında; sanığın işaret dili bilmemesi, okuma-yazma düzeyinin yetersizliği ve sosyal uyum sorunları, fiilin hukuki anlamını kavrayamadığını gösteren önemli olgular olarak kabul edilmekte ve bu hallerde ceza sorumluluğu reddedilerek beraat kararı verilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Kusur yeteneği konusunda şüphe varsa nasıl karar verilmelidir?

Kusur yeteneği konusunda şüphe bulunması halinde, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince sanık lehine değerlendirme yapılır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında, kusur yeteneği kesin olarak ispatlanamayan sağır ve dilsiz sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği açıkça kabul edilmiştir.

Eksik inceleme ile verilen mahkümiyet kararları ne şekilde sonuçlanmaktadır?

Yargıtay, TCK m.33 kapsamında yapılması gereken incelemeler tamamlanmadan verilen mahkümiyet kararlarını bozmakta; dosya kapsamına göre çoğu durumda doğrudan beraat gerektiğini belirtmektedir. Bu nedenle eksik inceleme, yalnızca bozma değil sonuç itibarıyla beraat sebebidir.

TCK m.33 ile TCK m.32 arasındaki fark nedir?

TCK m.33, sağır ve dilsizliğe özgü özel bir normdur ve yaş gruplarına göre kademeli bir sistem öngörür. TCK m.32 ise akıl hastalığına ilişkin genel bir düzenlemedir. Mahkeme öncelikle TCK m.33 kapsamında yaş değerlendirmesi yapmalı; bunun yetersiz kaldığı ve algılama veya irade yeteneğinin ayrıca bozulduğu hallerde TCK m.32’ye başvurmalıdır.

Sağır ve dilsiz sanığa zorunlu müdafi atanır mı?

Evet. CMK m.150/2 uyarınca müdafi bulunmayan şüpheli veya sanık sağır veya dilsiz ise istemi aranmaksızın kendisine bir müdafi görevlendirilir. Bu hak sağır ve dilsiz mağdura da tanınmıştır (CMK m.239/2). Ayrıca ifadesi tercüman eşliğinde alınmalıdır.

Savunma açısından TCK 33 dosyalarında en güçlü beraat argümanı nedir?

En güçlü savunma argümanı; sanığın kusur yeteneğinin kesin ve bilimsel biçimde ortaya konulamamış olmasıdır. Yargıtay’a göre kusur yeteneği ispat yükü iddia makamına aittir. Bu yük yerine getirilmediğinde cezalandırma yapılamaz ve beraat zorunludur.

Sağır ve Dilsizlerin Ceza Sorumluluğu İçin Danışmanlık Alın

TCK Madde 33 kapsamında sağır ve dilsiz sanıkların ceza sorumluluğu, kusur yeteneği değerlendirmesi, beraat savunması ve Yargıtay başvuru süreçleri konusunda uzman bir ceza avukatından hukuki destek alın.

İzmir Ceza Avukatı

Bu makale, CTN Hukuk tarafından genel bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Büromuz, avukatlık faaliyetlerini ağırlıklı olarak Ceza Hukuku, Ağır Ceza Hukuku ve İş Hukuku alanlarında sürdürmektedir. Burada yer alan içerikler, Türkiye Barolar Birliği’nin Reklam Yasağı Yönetmeliği’ne uygun olarak hazırlanmış olup, hukuki tavsiye niteliği taşımaz ve avukat–müvekkil ilişkisi kurma amacı gütmez.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir